Tem 31

ANTALYA BÖLGESİNİN KISA TARİHİ

• Bölgenin en eski insanlık tarihi izleri,
Antalya Şehir merkezinin 30 kilometre kuzeyindeki Karain Mağarası bulguları ile M.Ö. 200.000 yıla kadar uzanmaktadır, yöredeki diğer izler Neolitik ve ileri devirlerde medeniyetlerin sürekli olarak Bölgede yaşadığını kanıtlamaktadır.

• Hitit dönemi (Anadolu’da şehirlerin birleşerek tarihteki ilk devlet yapılaşması) kayıtlarında Bölgenin Anzarva Toprakları adıyla anıldığını ve M.Ö. 1700 tarihlerinde bölgeler arası ilişkilerin sürdürüldüğü görülmektedir.

• Tarihsel belgeler, bölge şehirlerinin bağımsız bir yapıda geliştiğini, geniş bölge olarak Pamfilya olarak isimlendirildiğini ve zaman zaman bu şehirler arasında federasyonlar kurulduğunu, Truva Savaşı’ndan sonra Akha Klanı’nın M.Ö.1300′de bölgeye geldiğini anlatmaktadır.

• Batı Anadoludaki Lidya İmparatorluğu’nun M.Ö. 560 yılında Bölgedeki hakimiyetinin, 546 yılında Orta Anadolu’daki Sard savaşında Perslere yenilmesiyle sona erdiğini görüyoruz.

• Büyük İskender’in M.Ö. 334 yılındaki ölümüne kadar bölgedeki iki şehir haricindeki (Sillyon ve Termessos) tüm şehirleri fethetmesi ile Pers hükümranlığı sürdürülmüştür.

• Selevkos’un Apameia(Dinar)’da yenilmesi ile bölgeye Bergama Krallığı hakimiyeti girmiş ve Bergama Kralı II.Attalos M.Ö. 150 yıllarında kuvvetli donanmasını barındırmak amacıyla
Attaleia (Antalya) şehrini kurmuştur.

• Son Bergama Kralı III.Attalos’un M.Ö.133 yılındaki ölümünde “Bölgenin ölümünden sonra Roma İmparatorluğuna terkedilmesi” şeklindeki vasiyeti ile gelen Roma ve bağlantılı Bizans dönemi, 13 yüzyıl boyunca sürmüştür.

• Selçuklu Türkleri Antalya‘yı 1207′de ve Alanya’yı 1220′de fethederek Roma-Bizans dönemini sona erdirmiştir.

• Osmanlı dönemi 1391′de başlamış ve Birinci Dünya Savaşı sonucunda bölgede gerçekleştirilen İtalyan işgali, 1923′teki Türkiye Cumhuriyeti ile ortadan kalkarak Bölge, Türkiye Devleti sınırları içinde bir il olarak tescil edilmiştir.

Tem 31

Başımı yastığa koyduğumda,
Alnımı havaya kaldırdığımda,
Gözüme bir yıldız çarptığında,
Aklıma sen geliyorsun o an.
Bir mekik gibi işliyorsun kalbime,
Kalbim ve beynim bir şelale olup akıyor senin için,
Yalnız seni sevdim,
Yalnız sana muhtacım,
Ama bir türlü anlayamadın;
Anlamıyorsun gülüm…

Tem 31

26142830255ln.jpg

Tem 31

Sen Yoksan Yanımda

Tem 31

Fethiye Tarihi:

Fethiye’nin antik dönemlerdeki ismi;
Telmessos. Bu kentin
Likya ve Karya uygarlıklarının
sınırında İ.Ö. 5. yy. da kurulduğu biliniyor. Günümüze ulaşan kalıntılardan,
Helenistik ve Roma dönemlerinde kentin oldukça zengin ve yüksek bir kültüre
sahip olduğu ve tanrı Apollon’a adanmış ünlü bir kehanet merkezi olduğu
anlaşılıyor. Antik Telmessos’un Likya’ya özgü kaya mezarları, lahitleri, kale ve
tiyatrosu bütün görkemiyle Fethiye’yi
süslüyor.

Fethiye ve
Antalya arasında uzanan Teke
Yarımadası antik dönemlerde Likya olarak adlandırılmış. Anadolu’nun yerli
halklarından olan Likyalılar, Homeros’un ünlü İlyada’sında ve Kadeş Savaşını
sona erdiren tarihin ilk yazılı antlaşmasında, denizci bir ulus olarak
tanımlanmış.

Fethiye’nin simgesi olarak kabul
edilen Amintas Mezarı, limandan kenti çevreleyen tepenin eteklerinde muhteşem
görüntüsüyle göze çarpıyor. In Antis planlı, İyonik bir tapınak cephesine sahip
olan mezar, Helenistik dönemde 4. yy da Telmessos kentinin yöneticisi olduğu
sanılan Kral Amintas’ın anısına inşa edilmiş.

Kentin içinde Likya tipi birçok lahit mezar örneğine rastlamak mümkün.
Bazılarının üzerinde Likya dilinde yazılmış kitabeler mevcut. Özellikle Hükümet
Konağının bahçesinde bulunan lahit, üzerindeki savaşçıları betimleyen
kabartmaları ile dikkat çekiyor.

Kale, kent akropolünde, Roma
döneminde inşa edilen eski duvarların üzerine 11. yy da yapılmış. Rodos’lu
Şövalyelerin Fethiye’yi bir deniz
üssü olarak kullandıkları 15. yy da bir onarım gördüğü biliniyor.

Telmessos antik tiyatrosu ticari
iskelenin hemen arkasında, Fethiye
kent merkezinde bulunuyor. Tipik bir Roma özelliği gösteren tiyatronun 2. yy da
daha önceden Yunan tarzında yapılmış başka bir tiyatronun üzerine inşa edildiği
biliniyor. 1993 yılında Fethiye
Arkeoloji Müzesi tarafından yapılar
kazılarla ortaya çıkartılan yapının, oturma ve sahne bölümlerinin restore
edilmesi için çalışmalar sürdürülüyor.

Arkeoloji ve Etnografya bölümlerinden oluşan
Fethiye Müzesi ilçe merkezinde hizmet
veriyor. Müzede, erken Likya, Pers, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı
dönemlerinden kalma eserlerin yanında, yöre kültürüne özgü tipik el sanatlarının
da örneklerini görmek mümkün.

Fethiye Belediyesi ve Müze
Müdürlüğünce yürütülen bir proje kapsamında, restore edilecek antik tiyatronun
çevresinde hizmet verecek modern bir hizmet binası ile bir açık hava müzesinin
oluşturulması için çalışmalar sürdürülüyor. Projenin tamamlanmasından sonra
yeniden biçimlenecek olan kent merkezinin, doğal ve kültürel çevrenin korunarak
yaşatıldığı örnek bir alana dönüşmesi amaçlanıyor.

Geçmişte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasında tarih İ.Ö. 2. binlerin
gerisine kadar uzanıyor. Gerçekte Likyalıların Hititlerle birlikte Kadeş
Savaşına katılmış olmaları, onların Anadolu’nun en eski yerli halklarından
olduklarını gösteren en önemli işaret. Süreç içinde Likya, Persler, Büyük
İskender, Romalılar ve Bizanslılar tarafından işgal edilmiş fakat asla teslim
alınamamış. Likya’yı ve onun önemli kentlerini keşfetmek isteyenler için
Fethiye en uygun merkez konumunda.
Organize turlar ya da kendi çabanızla önemli Likya kentlerine
Fethiye’den ulaşmak çok kolay…

« Previous Entries Next Entries »